Bilgi notu: Batı Anadolu ve Ege coğrafyasının eski zamanlarını anlatmaya çalışacağım arada. Eski bölgeleri baz alarak İnstagram’da yaptığım paylaşımları da bir bütün olarak buraya koyacağım. Kısa bilgi vermek gerekirse, şu ana kadarki seyahatlerimde uğradığım şehirleri merkeze alarak, mitoloji ve tarihten alıntılarla eski zamanlarda kısa bi yolculuk niyetim. Milat sonrası 2.yy sonlarında yaşayan Kyzikoslu bi Roma vatandaşı (Sınarius diyorum kendime) diliyle anlatım oluşturmaya çalışacağım. Bu arada tüm fotoğraf ve çizimler bana aittir.
-
Ainos (Enez)
- Trakya ülkesinin kıyıları görünmeye başladı. Ege denizindeki yolculuğum bu ülkenin ihtişamlı kenti Ainos’ta (Enos) son bulacak birazdan. Trakya, Istros nehrinden Propontis’e kadar uzanan alanda yayılmış Trak halklarının ülkesi. Halikarnaslı Herodot ‘yeryüzünün Hindulardan sonra en kalabalık halkı’ der Traklar için. Biraz iddialı söz kanımca.

Ainos’tan Ege’ye bakış - Ainos şehri, Trakya’nın içlerine uzanan Hebros nehri ağzında kurulmuş önemli bir ticaret şehri. Mitolojiye göre şehrin kurucusu Truvalı Aeneas’tır. Aeneas Truva savaşından kurtulanlarla birlikte önce İda dağına kaçar ve sonra buradan yeni yurt için onlarla uzun bir yolcuğa çıkar. Önce Trakya’nın güney kıyılarına varırlar. Hebros nehrinin ağzına yerleşirler, burada bir şehir kurar ve oraya kendi ismini verir Aeneas.
- Yaşanan bazı felaketlerden dolayı bu toprakların uğursuz olduğunu düşünürler ve asıl yurdu bulmak için tekrar yola koyulurlar. Ege denizinde ilerlerken kutsal Delos adasındaki Apollon tapınağına uğrarlar ve nereye gitmeleri gerektiğini danışırlar Apollon’a. Ve bir kehanet belirir; Truva’dan önceki ana yurdunuza, eski toprağınıza gidin. Aeneas’in evi orada bütün dünyaya egemen olacak!
- Ve Aeneas’ın yeni yurdu Tiber nehri kıyısı olacaktır; bugün imparatorluğun görkemli başkenti Roma’dır burası. Ainos şehriyle Roma kardeştir ve bu ilişkiye binaen Romalılar bu şehre bazı imtiyazlar tanımaktadır.

Aeneas’ın yolculuğu -
Hebros nehri (Meriç, Evros)
- Ainos’un yanında uzanan Hebros, Trakya içlerine kadar uzanan ve deniz ticareti için elverişli bir nehirdir. Bundan çok uzun zaman önce, Hebros nehri bu civarı doldurmadan önce Ege denizi neredeyse Orestias’a kadar ulaşıyormuş. Şimdilerdeyse buraları bağ-bahçelerden oluşan verimli büyük bir ova.
Efsanevi müzisyen Orfeus’un toprakları Trakya. Lirini çaldığında insanları, hayvanları, tüm doğayı büyüleyen ozanın hikâyesi bu topraklarda yankılanır hâlâ. Şöyle; eşi Evridiki’nin ölümünün ardından çok üzülür Orfeus, liriyle muhteşem müzikler çalmaya başlar onun gidişine. Bu yakarışına sonunda Hades cevap verir: Çok sevdiğin eşine kavuşacaksın ama bi’ şartla, yeryüzüne çıkana kadar yüzüne bakmayacaksın Evridiki’nin! Fakat Orfeus dayanamaz, son anda dönüp bakar Evridiki’ye ve onu bu kez ilelebet kaybeder.-
Orestias (Edirne)
- Trakya ülkesinin içlerinde büyük şehir neredeyse hiç yoktur. Nehir ve göl üzerine kazıklarla oturtulmuş köylerde ve ovalarda çitlerle çevrili küçük yerleşimlerde yaşıyordu halkın çoğu yakın zamana kadar. İç bölgenin büyük yerlerinden biri Orestias kentidir.
-

Orestias şehri Orestias şehrinin hikâyesi de Truva’yla ilişkilidir uzaktan. Şehrin kurucusu, Truva’yla savaşan Miken kralı Agamemnon’un oğludur. Oğul Orestes, savaş sonrası annesi tarafından öldürülen babası Agamemnon’un intikamını alır yıllar sonra, annesini öldürür. Fakat sonra tanrılardan af diler. Tanrılar Orestes’e ‘Üç nehrin birleştiği yerde ellerini yıkarsan af olunursun’ der. Tüm Yunanistan’ı dolaştıktan sonra Trakya’da bulur böyle bir yeri Orestes ve ardından oraya bir şehir kurar.
- Önceleri küçük bir yerleşim olan Orestias yakın zamanda İmparator Hadrian tarafından kalkındırıldı ve nüfusu artarak Trakya’nın ve hatta İmparatorluğun önemli şehirlerinden biri oldu. Şehre, imparatora şükran niyetiyle Hadrianopolis deniliyor bugün.
-
Astikos dağları (Istrancalar)
- Orestias’tan Pontus Euksinos’a doğru giderken uzun çam ağaçlarıyla kaplı büyük Astikos dağlarından geçilir. Burası ferah doğasıyla nefes almak için muhteşem bir coğrafyadır.

Astikos dağları -
Thynia (İğneada)
- Bu dağlarda ve kıyılarında büyük bir şehir yoktur. Kıyı köylerinden biri Thynia’dır ve yakınlarında yeryüzünde nadir rastlanan subasar (longoz) ormanları vardır.
-
Bosporus ve Byzantion (Boğaziçi ve İstanbul)
- Kıyıdan doğuya doğru ilerleyince Trakya ile Bitinya ülkeleri arasında kalan dar bir boğaza varılır, Bosporus’a. Anlatıya göre Argos kralının kızı İo’ya aşık olan Zeus, onu Hera’nın gazabından korumak için ineğe çevirir. Buna rağmen Zeus’u kıskanan Hera, İo’ya at sineği musallat eder. Bundan kurtulmak için dereler, tepeler aşan İo Trakya’nın sonuna gelir, yolunu engelleyen buradaki dar boğazı da aşar. İşte o zamandan bugüne buraya ‘inek geçidi’ manasına gelen Bosporus denir.
- Pontus Euksinos ile Ege denizleri arasında ticari önemi kuvvetli olan Bosporus’un iki yakasında iki önemli şehir vardır bugün. Bunlardan Trakya yakasında olanı Byzantion şehridir. Efsaneye göre İo’nun torunu Byzas, tarihçilere göreyse Megaralı kolonist Byzas tarafından kurulur. Megaralı Byzas ve beraberindekiler şehri kurmadan önce Apollon tapınağına giderek kâhinlere danışır. Apollon onlara ‘körler ülkesinin karşısındaki yere yerleşin’ der.

Byzantion: Cities xxl oyununda Byzantion’u tasarlamaya çalıştım teknik imkanlar el verdiğince. - Byzantion, Bosporus’taki konumu sayesinde ticaret ağında kilit nokta elde eder. Bu güzel konumu onu zenginleştirirken bir yandan da sürekli savaşlara girmesine neden olur tabi. Byzantion siyaseten de önem kazanmış bir şehirdir. Ama su problemi vardır, uzaklardan Astikos dağından getirilir suyu.
- Byzantion ile Trakya’nın diğer önemli kenti Perinthos arasında iki şehir daha vardır; Rhegion ve Selymbria kentleri. Trakların kurduğu Selymbria, İyonyalı kolonistlerin keşfiyle ticari önemi artmış, gelişmişti. Lâkin zamanla iki yanında gelişen Byzantion ve Perinthos’un gölgesinde kalmış, bugün küçük bir kasaba görünümünü almıştır.
-

Bosporus Bosporus’a yeniden dönecek olursam; İskitler üzerine sefere çıkan Pers imparatoru Darius, Bosporus’u geçmek için burada bir köprü kurdurur. Herodot’un anlattığına göre Bosporus’un iki yanına büyük beyaz direkler diktirmiş, birine Asur diğerine Yunan harfleriyle savaşa götürdüğü halkların isimlerini yazdırmış Pers imparatoru. Savaşa 700 bin insanın götürüldüğünden bahseder tarihçiler.





