Bana inanırsanız değer, diyebilirim ki; “sebepleri bilmek”, en tatlı rüyadan, en güçlü uyuşturuculardan, en iyi hissettiren yalanlardan daha iyi hissettiriyor.
-> reha.us
İngilizce'deki en sevdiğim deyimlerden biri. Odadaki fil. "the elephant in the room"
Odanın ortasında bir fil var ama konu bir türlü oraya gelmiyor. Ortamda herkesin konuşmak gerektiğini bilip bir türlü açmadığı ana gündem.
Farelere yapılan bir deneyde şeker ve yağ ayrı ayrı verilince, doyunca yemeyi durdurdukları; ama birlikte verilince durduramadıklarını kitapta işlemiştim.
Şeker+yağ, doğada ender bulunan bir formül olması nedeniyle beyinlere kodlanmış bir içgüdüsel zaaf.
"The" işlevsiz, anlamsız zanneden birkaç gençle tanıştık geçen hafta. Bir de iddia ettiler. Laf olsun diye bazen konuyor zannediyorlarmış. Okulda da "anlamı yok" diye öğretmişler.
Beyin sapı. Hem en temel hayatta kalma gündemlerimiz orada; kan şekerinden oksijene kadar. Hem de rüyaların çıkış bölgesi.
Dolayısıyla; diğer tüm beyinlerin gündemlerinin kaybolduğu ve ölüme yaklaşılan koşullar halüsinasyona neden olur.
Süt şekerini vücudun rahat sindiremediği için bunu bakterilere yaptırıp ayran üretmek (dış sindirim). Gerçekten de yoğurt ve ayran ile Türklükle ilişkili şeyler. Yoğurt bakterisine ismini Bulgarlar vermiş olsa da Orta Asya’dan gelmiş olduğu şüphe götürmez.
Sütün şekerini
İyi bir şey. Beyin böyle çalışır, böyle olması işlevseldir. Eğitim’in yarattığı önyargılardan kurtulun. Hiçbir şey hatırlamak zorunda değilsiniz. Uyku, bilinçdışının neyi hatırlayacağını seçtiği prosesler içerir. Hatırlamıyorsanız unutmayı seçmiştir.
Böyle bir kafem vardı. Baktık şahane bir kitle geliyor, kitap okuyana kahveyi ücretsiz yaptık. Yıllar sonra tuhaf şeyler oldu. Selfie çekip giden okumaz bir kitle türedi. Ben de kapattım. Ama bozmadım. 3 yıldır kimseyi almıyorum. Arada ofis olarak kullanıyorum.
Gülen kalabalık statüyü anlamadan geçen adama gülüyor. Oysa gülünecek durumda olan kendileri. Birini statü sahibi yapan tek şey, onun statü sahibi olduğunu kabul eden insanlar olmasıdır. İnsanların olmadığı hiçbir yerde kimse statü sahibi değildir. Örneğin doğada.
Sürekli birlikte kullandığınız nöronları sinapslar birleştirir. Böylece biri çalıştığında diğeri de çalışır.
Ama ayna nöronlar, bizde olmayan nöronları da kullanmamızı sağlar. Biriyle sürekli birlikte aynı şeyleri yaparsanız sizdeki nöronlar başkasındaki nöronları,
SAD (Seasonal affective disorder). Güneşe bağlı yüzbinlerce yıl geçiren ataların genlerini taşıyorsunuz. Yağmurda avlanmaya çıkmak pek akıllıca olmazdı. Beyniniz kapalı havada sizi arayışa teşvik eden mekanizmaları durdurup enerjiyi koruyor.
* Yanılgının İcadı'nda işlemiştik
Dopamin ateşlemesi işlevseldir. Şişe dik gelir, çıkar maçı kazanırsın. Çoğu kişinin başarmak için her şeyi hazırdır, küçük bir başlangıca ihtiyacı vardır. Önce kömürü yakmaya çalışınca insan başarısız hissediyor. Önce odunu da değil, önce gazeteyi tutuşturursun.
Odanı