6 saattir devam etmekte olan aort yırtığı ameliyatına desteğe çağırıldım. Yeni kahve almıştım, sadece 1 yudum alıp masada bıraktım. Ameliyata girdim 2 saat kaldım bitti ameliyat, tırnak içinde yazacağım “donuma kadar kan oldum”. Çıktım ve üzerimi değişirken servise yemek söyledim
Poliklinikte baktığım bir arap hasta tercümansız gelmiş, haliyle anlayamıyorum. Güç bela tercüman geldi. Bu ülkede yaşıyorsanız biraz Türkçe öğrenmek zor mu diyorum. Siz doktor olarak arapça öğrenseniz halk için daha rahat olmaz mı diyor. Bu boş özgüven benim kanıma dokunuyor..
Videoyu izlediğimde gözlerim doldu. Nasıl olabilir hala aklım almıyor. İnsan ülkesinin doktorlarını nasıl gözden çıkarabilir. Nasıl şiddetle, çalışma koşullarını iyileştirmeyle ilgili tek kelime etmeyip, halkın önüne atıp, peşine de giderseniz gidin der, nasıl olur anlayamıyorum.
Mecaz değil gerçek anlamda donuma kadar kan olmuşum, hastaya yakın olayım diye yemeğimle yoğun bakıma gidiyorum ama keyfime düşüyorum. Keyfime düşsem hastayı çömezime bırakır karşıdaki restorana giderdim. Yazık, kötü niyetlisiniz. Herkesi de öyle sanıyorsunuz.
Sabaha karşı ameliyata aldığımız bir hastanın yakını kan olmuş formamı görünce “neden bu kadar kanattınız” dedi. Bıçaklanma sonucu kanamadan daha 15-16 yaşında ölmemesi için kanayan ana damarlarından birini bulup onarırken kanadığı için kusura bakmayın demek istedim. Sabır dedim.
Görüyorum ki Atatürk ve Cumhuriyet’e duyduğum saygı ve bağlılıktan rahatsız olanların takibini kaybediyorum. Bunu aynı cinsten daha çok varsa onlar da çıksın diye yine paylaşıyorum. Bakın Ata’nın imzası baş üzerinde, kesen bistüride, yapılan ameliyatta. Bu milleti oluşturduğunuz
Bir hasta muayene ettim. Varisleri var, kibarca sırasını bekledi, sırasını "bişey soracaktım" diye alan kişiler olmasına rağmen üstelik. Kapıda arada görüyordum, girdi, kapı çok kalabalık bu kadar insanı dinlemek zor olmalı dedi ve oturup şikayetlerini anlattı. Efor durumunu
Sonra yemeği alıp yoğun bakımda yiyim hastaya yakın olsam daha iyi diye elimde paketle asansöre ilerledim. Ameliyat ettiğimiz hasta yakınlarından olduğunu düşündüğüm biri (umarım yanılıyorumdur) arkamdan “hastaya bakmıyor keyfine düşmüş” dedi.
By-pass ameliyatından polikliniğe desteğe çağırıldım. Saat 1.30 da ameliyattan çıkabildiğim için yemek yiyemedim ve vakit kaybetmiyim diye elimde çay ve 1 paket bisküvi ile polikliniğe gittim. Kapıda “işte hep çay keyfi için biz buralarda helak oluyoruz” dedi birisi yanındakine.
Onuruyla hasta muayene triajını bozmayan meslektaşımızın arkasındayız. Savcının hastane triaj skalasında hiçbir önceliği yoktur ve sırasını beklemek zorundadır. Meslektaşımıza görevi başında yapılan bu saygısızlığa kayıtsız kalmayınız. #SavcıBülbülİstifa@drfahrettinkoca
Teyzemize 4 damar baypas yaptım. Kalbiyle alakalı hiçbir sıkıntı yaşamadı. Çok zor bir ameliyat sonrası kalp üzerindeki kemikte enfeksiyon olması sebebiyle 2 ay boyunca yattı. Günlerce kalbinin attığını gözüyle görerek pansumanları yapıldı, ameliyathanede baş başa defalarca
Nöbetinde nöbet ertesi izne güvenerek gece boyu akademik çalışma yapan ve sabah saat 5:30’da aort diseksiyonu(yırtılması) ameliyatı gelmesi üzerine saat 12’ye kadar ameliyatta kalan, dinlenmediği her saat için pişmanlık yaşayan cerrahın surat ifadesi 🥲
Birkaç ay önce by-pass ameliyatı yaptığımız hasta poliklnik kontrolü bitiminde “Hocam şimdi sen benim kalbime dokundun ve ben şu an ayaktayım. Aklım almıyor bunu” dedi. Gülümsedik. “Evet dokundum, hatta başlangıçta kendi çalışmadı, ilgi istedi, elimle bi süre destek oldum” dedim.