iş arkadaşlarımızdan birinin babası öldü. haliyle yas iznine çıktı. biri "üç gün değil miydi" dedi. diğeri "izni uzatmıştır" deyince arkadan biri fırlayıp "oh yatış" dedi. bazı insanlar kalp yerine bok taşıyor gerçekten. bunu yüzlerine vurunca da sen kibirli oluyorsun. orospular.
akşamüstü eve dönerken sokakta çikolata yiyordum. teyzenin biri ramazan geldi, haberin yok herhalde dedi. ben de ramazan kim dedim. ama cidden aklıma ramazan ayı gelmedi o an. dalga geçiyorum sandı. hayatımda daha gâvur hissettiğim başka bir an yok.
maaşımın yarısından fazlası kiraya gidiyor. kalan kısmıyla faturaları ödüyor, yarım yamalak mutfak alışverişi yapıyor, marmaray'a biniyorum. bu kadar. çalıştığım yerde eksiksiz bir öğün yemek yemesem hızla kilo kaybederim. tamamlayıcı sağlık sigortam olmasa hastaneye gidemiyorum.
servis şoförü hepimizi tanımasına rağmen ineceğimiz yerin adıyla sesleniyor. aynı durakta birden fazla kişi iniyorsa yerin adını çoğullaştırıyor. "nilüfer eczaneleri burada mı?" diye soruyor mesela sjsjsj. "gamze kuruyemişler tam mı, sağlık ocağı geldi mi?" diye diye gidiyor.
"bu gerizekalı yapıyorsa ben de yaparım" cümlesindeki gerizekalının inanılmaz bir özgüvene sahip olduğu, network kurabildiği, ailesi tarafından desteklendiği ve doğru kararlar verdiği için yapabildiğini kaç yaşında fark ettiniz? ben yirmi dört yaşındaydım.
üç gündür benden on yaş küçük insanlardan oluşan bir ekiple çalışıyorum. sayelerinde sinir hastası bir boomer olup çıktım. hiç susmuyorlar, küfürsüz konuşamıyorlar, bilmedikleri şeyleri öğrenmeyi reddediyorlar, durmadan başkalarına iş yıkacak kadar sorumluluk duygusundan uzaklar.
az önce yanımdan geçen depo çalışanı, ana hücreye gidip "kalite duvarında gözlüklü birisi yarım saattir içli içli ağlıyor, ne biçim insanlarsınız, bi' baksanıza lan" diye bağırınca gülmekten ağlamam kesildi.
öldükten sonra telefonlarımızın, hesaplarımızın öylece kalacak olması hâlâ çok acayip geliyor. ne zaman hasta olsam bunu düşünüyorum. uzaktaki arkadaşların sosyal medya detoksu yaptığını düşünedursun. annen mezarına çiçek dikmiş bile. artık burada olmadığını kim bilebilir? kimse.
serviste gümbür gümbür tiktok izleyen birine sesini kısar mısınız dedim. sen de her şeye karşısın, akpli misin dedi. yapmak istediğiniz her şeye başkalarını da maruz bırakıyor ve buna karşı çıktıklarında suçlamada bulunuyorsunuz, asıl siz akpli misiniz dedim. homurdandı durdu.
ilk defa "benim" diyebileceği bir evde yaşamaya başlayanların o ilk hevesle evin kıyısından köşesinden fotoğraflar paylaşmasını çok seviyorum. kitaplık kurmuş, çiçek büyütmeye başlamış, yepyeni bir kalıpta kek pişirmiş, kedisine yatak almış. sanki telaşlı tıkırtılarını duyuyorum.