Şeyler Yerine

Yenilenmiş kanepeler geri döndü, boş kalan yerleri doldu. Onların yerini dolduran küçük koltuklarsa arkalarından kanatlanıp yolculuğa çıktı. Şimdi salonda başka boşluklar.

Geceden sabahaysa mutfak camının önündeki patates soğan sepetine yeni kiracılar yerleşmiş, bir gecede her şey değişivermiş. Dün gece yoklardı, bu sabah varlar. Yerleşmesinler diye sepetin kapağını dikine çaprazlama koymama rağmen o köşede açık kalan minnacık boşluğu havuz bilip gide gele çalı çırpıyı yığmış da yuvalanmış yine bizim kumrular. Ne hummalı gidiş geliş ne büyük mesai. Sabah telaşlarına şahidim.

“Şeyler Yerine” okumaya devam et

Değer

Kaldığım bir yer olsaydı oradan devam ederdim, ama tam olarak bir yerde kalamadığım gibi tam olarak bir yere gidemiyorum da. Bu da sürekli vızıldayan arıların titreşimini, dur durak bilmeden uğuldayan şehrin gürültüsünü bedensel ve zihinsel olarak çok net hissetmeme rağmem elle tutamadığım, sabitleyip bağlayamadığım bir hal getiriyor. Yani içimde o atılım ve ivmelenme olsa da gidecek yön, yer, hedef keskinleşemiyor. Gözümün önünde, elimi uzatsam tutabileceğim mesafedeyken şeyler birden gaz ve toz bulutuna dönüşüveriyor. Bir bulutu tutabilir misin? Halbuki bütün o elektriğini, yükünü, boşaltmaya hazır ya da gökleri açıp hafifletmeye nazır halini hissedebilirsin.

Geçen haftaların o ileri geri ev teklifleşmeleri ve sonuçsuz kalan çabaları sonrasında şu an yaşadığımız evin malsahibiyle görüştük, istediği (iki buçuk katı) zammı yaptık. Bey rahatladı, işi çözdük diye etrafa anlatıyor. Beni ise hiçbir şey rahatlatmıyor çünkü bu ara çözüm sadece kısa bir zaman satın alıyor. Burada kalmak, içini yenilemek, şeyleri tazelemek yeni yere gitme isteğimi giderip sorunu çözmüyor. Sorunun çözülmesi için bu apartmanın yönünün, salonun yerinin, dairenin katının değişmesi lazım.

“Değer” okumaya devam et

Hak

Bu sabah fransızcaya gitmeme hakkımı kullanıyorum. Geçen haftalarda o tahliye sözleşmesini imzalamama ya da burnumuza dayatılan hemen ertesi hafta taşınmama hakkımızı kullandığımız gibi.

Zor ve değişik zamanlardan geçiyoruz, yaşıyoruz, tamam, tamam da zamanı birbirimize daha da zor etmek için bayağı sıkı çalışıyoruz. Dünyanın birden fazla bölgesinde bilinen (ve belki daha bir dolu bilinmeyen) büyüklü büyüklü savaşlar verilirken biz de küçüklü büyüklü bir dolu başka savaşlar veriyoruz. Sebepsizce dört duvar arasına itilen, yaşamının en verimli, üretken, kendine ve topluma faydalı zamanları ellerinden alınan, hapiste çürüyen insanlar varken benim serzenişlerim ayıp geliyor. Halbuki ayıp bu zamanın ayıbı, kayıbı, hep bana hep bana tavrı, ucuz hesabı.

“Hak” okumaya devam et

Reset 10: Teslim Günü

Resetlediğin yere, zamana, hale teslim olmak da gerekiyor. Mesele sadece yola çıkıp başlamak değil. Bu ilk ve önemli adım ardından oraya kendini bırakmakla da ilgili.

Bugünkü Balık yeniayıyla bir önceki yenileme, “değişikleme”, resetlemeyle ilgili her neler yaptıysak artık kendimizi oraya bırakıyoruz. Kendini bırakmanın özgürleştiriciliği merhaba.

Şöyle bir şey; mücadele ettin, cesaret ettin, sorumluluk aldın, harekete geçtin ve kendini o yola teslim ettin. Beraber ve solo yazmaya niyet edip kendimizi oraya bırakmamız gibi. Yolun bizi taşıyacağına güvenmemiz gibi. Resetlediklerimizin tadını çıkarmamız gibi. Tazeliğin ciğerlerimizi açtığını farketmemiz gibi.

Şu bir ay içinde en çok resetleme ilhamını rüyalarımdan aldım. Bilincinin dış dünyaya taşıyacağı sıfırlamanın hazırlığı bazen bilinçdışında rüyalarla başlıyor. Yapamadıklarını orada yapıyorsun, helalleşmelerini orada gideriyorsun, eksiklerini orada tamamlıyorsun, kapanışlarını orada bitiriyorsun. Ölümler gördüm, vedalaşmalar, vedalaşamamalar, kırgınlıklar, kurtuluşlar, görünenin ötesinde yalan ve başka hikayeler, kurgular, bağlar.

“Reset 10: Teslim Günü” okumaya devam et

Reset 9: Sona Doğru

Bir Son Duygusu’nu Bey’le arabada dinleye dinleye evimize geldik. Julian Barnes’ın çalışkan bir karınca (yoksa örümcek mi demeli?) misali ince ince işleyip ördüğü (An)T(h)ony, Adrian ve Veronica’nın hikayesi İstanbul’a yaklaştıkça açıldı, sona yaklaştıkça merakımız arttı. Sabah erken çıkmanın verdiği az uykuyla aralarda içim geçti, sesli kitabı birkaç dakika geri aldık. Ya da radarlara karşı uyaran radarbot ötüp navigasyon konuştukça Storytel sustu, dinlerken kaçırdığımız yerleri tekrar başa sardık. Ama hikaye henüz sonlanmadı. Bu resetin de sonuna geldiğimiz, ama henüz tam sonlanmadığı gibi.

Yola çıkışla hedefe varışın bazen aradaki yolculukla dağıldığı, yön değiştirdiği, duygusunun evrildiği yaşantılar gibi resetlemelerimizde de hevesle ileri fırlayıp bizi donatanlarla gerilere kaçtık belki. Bu da normaldi. Temizlenecekler, dinlenecekler, susulacaklar, biriktirilecekler gerekti. Olsun varsın, sustuğumuz yerler de resete dahildi.

“Reset 9: Sona Doğru” okumaya devam et